Önder Durmuş

Tarihimizin En Üzücü Zaferidir Çanakkale Savaşı

Tarihimizin en üzücü zaferidir Çanakkale Savaşı. Bin bir türlü sıkıntılar içerisindeki bir milletin çağın en güçlü devlet ve silahlarına topyekun dayanmasının gerçek bir destanıdır. Bu destanın her satırında insanlık gururu vardır. Bu onur ve gurur düşmana sadece silahlı mücadelede değil, verdiği insanlık dersi yaşayışıyla baş eğdiren aziz Mehmetçiklerimizindir. 19 Şubat …

Devamını okuyun »

Adın, İmkansız…

Uzağındayım karanlık zamanların. Yarınımın zamansız yollarındayım şimdi. Yumdum gözlerimi tüm girdaplara, acılarımı gözyaşlarımla süsledim hep. Sonrası yoktu kanayan yaralarımın. Yara bere içindeydi yüreğim. Belki unutabilseydim yüreğimin tam orta yerinde hüküm süren sancıların acısını. Dindirebilseydim içimde her anıma isyan eden o küçük adamın feryadını. Benim günahım neydi diyen pembesi solmuş masumluğumu …

Devamını okuyun »

Beşiktaş’ın Penaltılarla İmtihanı!

Futbolun en güzel anlarından biri olan penaltı atışı ile Beşiktaş arasındaki ilişki adeta Leyla İle Mecnun’un, Kerem İle Aslı’nın hikâlerine dönmüş durumda. Oynadığımız bazı maçlardan sonra “Acaba serap mı gördüm?” diye düşünüyorum. Penaltı serabı! Öyle bir penaltı pozisyonu gerçekten var mıydı yoksa beynimin oynadığı küçük bir oyun muydu o yaşanan …

Devamını okuyun »

12 Mart İstiklâl Marşı’nın Kabulü Ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü

12 Mart İstiklâl Marşı’nın Kabulü Ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü etkinlikleri kapsamında, Sinop’un Ayancık ilçesinde yaşayan 12 yaşındaki yeğenim Beray’ın yazdığı kompozisyon Ayancık ilçesi ortaokulları arasındaki yarışmada 1. olmuş. Ben de o kompozisyonu buraya ekleyerek ölümsüzleştirmek istedim. İyi okumalar. Türk milleti çok büyük acılar çekmiş, büyük savaşlarda yorgun düşmüş, …

Devamını okuyun »

Marteniçka

Marteniçka, martipi ya da martenitsa adıyla anılan, Balkan ve Trakya’da mart ayının gelişiyle birlikte, tüm ay boyunca bileklere takılan ve uğruna inanılan bileklikler ve süslemelerin adıdır. Bu bileklikler her ne kadar eski bir Bulgar geleneği olarak bilinse de, Balkan coğrafyasında, hatta Türkiye’de de Balkan göçmenlerinin de bulunması etkisiyle her mart …

Devamını okuyun »

Şeytan Bunun Neresinde?

İnsanlığın bilinmeyen, karanlık devirlerinden bugüne kopup gelen en büyük arzularından biri olan müzik, zaman çizgisi içerisinde varlığı ve gerekliliği özellikle din merkezli tartışmalarda sıklıkla sorgulanmış, çeşitli düşünce sistemleri içerisinde zevke düşürdüğü gerekçesi ile yasaklanmıştır. Bugün bu meseleyi 21. yüzyıl Anadolu sahasının en büyük âşıklarından Dertli’nin kaleminden, günümüz müzik akımları üzerinden …

Devamını okuyun »

16 Yaşında Bir Kız Çocuğu… Sıla Şentürk…

Sıla Şentürk… 16 yaşında bir kız çocuğu… Küçücük bir çocuk… 16 yaşındaki sıla Şentürk, 21 yaşındaki Hüseyin Can Gökçek ile zorla nişanlandırılıyor ailesi tarafından. Sıla Şentürk nişanlanmak ya da evlenmek istemiyor. Ama Hüseyin Can Gökçek adlı adi psikopat, Sıla Şentürk’ün boğazını keserek katlediyor.

Devamını okuyun »

Hoşçakal Anne… (One Lost Goodbye)

Onun odasındayım… Hâlâ aynı koku… Her şey aynı… Beni, bizi bıraktığı gibi… Bana ait olan o kadar çok şey var ki, bakamıyorum bile… Başım yerde, göz ucuyla söylenenleri, keşkeleri dinliyorum… Her zaman konuşan, mantıklı bir şeyler söyleyebilecek ben hiçbir şey söyleyemiyorum… İçimden hiçbir şey gelmiyor, aklımdan hiçbir şey geçmiyor. Elim …

Devamını okuyun »

Mandalina ve Portakal Ağacının Hikayesi

Küçük bir mandalina ağacı varmış. Yanında da portakal ağacı dikiliymiş. Portakal ağacı sonradan dikilmiş yanına. Önceleri herkes mandalina ağacının başına toplanırmış. Çiçeklerini ayrı koklarlarmış, meyveye durduğunda ayrı sevinirlermiş. Portakal ağacı da hep hevesle izlermiş. Hep mandalina ağacını kendisine örnek alırmış. Sonra bir bahar portakal ağacı çiçek açmaya başlamış. Bahçeyi baskın bir …

Devamını okuyun »

Orospu Serpil mi, Adam olan Hakan mı?

İlkokul çağlarımda, yazları belediyenin ücretsiz olarak açmış olduğu kuran kursuna giderdim. Yine bir kurs sonrası başörtümü çıkarmış elimde sallayarak, altımdaki iki beden büyük eteğimi çeke çeke, salkım saçak bir şekilde eve doğru yürüyordum. Evimizin üç mahalle aşağısında bir kalabalık dikkatimi çekmişti. Eteğimi elimle iyice toplayıp büyük merakla koşmaya başladım kalabalığa …

Devamını okuyun »