Kurban Bayramı – Tanrılar Kurban İstiyor!

Yıllardır tartışılan bir konu Kurban Bayramı. Ancak buna müslümanların adeti ya da yeni nesilin eleştirisi diye bakmamak gerek. İnsanlık tarihindeki en eski geleneklerden biridir insanın Tanrı’ya kurban adaması. Çıkış noktası da İslâm aleminin de bildiği gibi fakirlere yardım etmek değil, doğrudan Tanrı’nın kendisine armağandır.

“Fakirlere yardım amaçlı kesiyoruz kurbanı” diye düşünmek de aslında kapitalizm ruhu ve onların en büyük yardımcılarından dinsel ahlak yansıması. Zira kurbanın temeli doğrudan “kızgın” Tanrı’yı hoşnut etmekten gelir.

Kurban kesme geleneği Semavi dinlerde vardır. Ancak başlangıcı çok daha eskilere dayanır. Paganlar’da kurban “Tanrı’ya sunak” olarak geçerken, Yunan çok tanrılı dinlerinde “Kurtulmalık” olarak bilinir. Yani günahlarınız karşılığında Tanrı’ya verilen bedel, Tanrı’nın gönlünü almak için ona bahşedilen adak. Homeros’un İlyada’sında Akhalar ve Troyalılar, kendilerine yardım etmesi için çeşitli tanrılara kurbanlar adar, kurtulmalıklarda bulunur. Ardından kurtulmalığı veren kişinin davet ettiği kişiler tarafından tüketilirler.

Kısacası kurban kesenlerin, yani “Müslümanların” kendilerini eleştiren kişilere “inancıma saygı duymuyorsun!” diye “saldırması” pek de mantıklı değil. Zira bahsettiğim gibi, kurban kesmek İslâm’a özel bir “farz” değil. Kurbanı eleştiren kişiler de (pek bilmeseler de!) kökeni çok daha eskilere, hatta milattan öncelerine dayanan bir “geleneği” eleştiriyor.

Daha da önemli olan ise, artık bilgi çağında yaşıyor olmamız. Eğer ki amaç gerçekten fakirlere yardım etmek ise, bu çok daha kolay şekillerde yapılabilir. Örneğin, kurban kesen kişiler sahip olduğu malların 1/40’ını zekat olarak fakirlere dağıtırdı. Ancak şu yaşıma kadar ben böyle biri(leri)ni duymadım da, görmedim de. Mesela, 200.000 TL’lik malvarlığı olan birinin 5.000 TL’sini her sene fakirlere dağıtan birini görmedim. Oysa zekat vermek İslâm’ın farzlarından biriyken, kurban kesmek değildir. Birini yapıyoruz ama diğerini yapmıyoruz.

Ancak kurbanını kesip, (en azından Cuma) namazlarını geçirmeyen ama buna rağmen de birikimlerini faize yatıran çok insan tanıdım. 4 duvar bir evi paylaşamadıkları için araları bozulan, küsen, konuşmayan kardeşler, akrabalar tanıyorum. “Fakirler” için de “Çalışsın, sürünmesin, bana ne!” diyen de bir sürü insan tanıdım. Bu kişiler de “dinsiz” falan değil, her gün sokakta gördüğümüz, “Müslüman” geçinen ülkemin o “kutlu” insanları. Bu sebeple de her eleştiri yapanı “pis ateist, dinsiz” diye eleştirmeden önce aynaya bakıp, özeleştiri yapmak lazım.

Mesele hayvanların kesiliyor olması da değil. Hâli hazırda her gün mezbahalarda binlerce hayvan kesiliyor. Bunu eleştiren herhangi biri olduğunu sanmıyorum. Vegan kesim hariç 🙂 Mesele milyonlarca insanın, “ibadet” adı altında milyonlarca hayvanı, acemice, hayvana da eziyet ederek kesmesi. Üstelik bunun da doğru olduğunu düşünmesi, dini inancını yenileyerek kendisini makbul hissetmesi ve ardından tutarsızlıklarla dolu hayatına geri dönmesidir…

Buna da bakabilirsiniz

Sarıklı Cübbeli Derviş Memed ve Arkadaşları

İslamcılık adı altında, iki yüzyıldan beri, neden Türk düşmanlığı yapılıyor?

Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi belirtmekten çekinmeyin :)