Dilinizden Utanmayın

Daha henüz 6-7 yaşlarında başladığımız ve ölene dek de hemen her gün yaptığımız bir şey yazmak. İlkokula ilk başladığımız gün itibariyle öğretmenlerimiz tarafından öğretilen “kendi” dilimiz. Ama kendi dilimizi, Türkçeyi ne kadar doğru kullanabiliyoruz?

Türkiye Cumhuriyeti’nin dili Türkçedir. Atatürk’ün dilimiz hakkındaki söylemlerinden bir kaç küçük örnek:

[list type=”bubble”][li]Türk milletinin dili “Türkçe”dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk dili, Türk Milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk Milleti, geçirdiği bunca tehlikeli durumlarda, ahlakının, geleneklerinin, anılarının, çıkarlarının, özetle, bugün kendi ulusallığını yapan her şeyin dili aracılığıyla korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk Milleti’nin kalbidir, zihnidir.[/li][li]Türk demek dil demektir. Ulusallığın çok belirgin özelliklerinden birisi dildir. Türk ulusundanım diyen insanlar, her şeyden önce ve ne olursa olsun Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan, Türk ekinine, topluluğuna bağlılığını öne sürerse buna inanmak doğru olmaz.[/li][li]Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.[/li][li]Milletin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk Milleti’ndenim diyen insan, her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. (1931, Taha Toros, Atatürk’ün Adana Seyahatleri, 1981)[/li][li]Türk Dili’nin sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların benimsetilmesi için her yayın vasıtasından faydalanmalıyız. Her aydın hangi konuda olursa olsun yazarken buna dikkat edebilmeli, konuşma dilimizi ise ahenkli, güzel bir hale getirmeliyiz. (1938, Ayşe Afetinan, Atatürk ve Dil Bayramı, Atatürk’e Saygı, Dil Kurum Yayını)[/li][/list]

Özellikle 2000 sonrası ADSL ile birlikte sınırsız internet ve IRC ve MSN gibi iletişim araçlarının yayılmasının ardından, Türkçe perişan oldu. Türkçemizde olmayan harfler, kelimelerimizin arasına karıştı. Dahası, Türkçemizde olmayan kelimeler de cümlelerimize karıştı. Marifetmiş gibi “yha baksana” yazanlardan, ayrılırken “by” yazanlara; onay vermek için “ok” diyenlerden, evet yerine “yes” diyen herkes, bu akıma ortak oldu. Daha sonrasında gelen nesil bunun üzerine koyarak Türkçeyi daha da içinden çıkılmaz hâle getirdi.

Türkçe giderse Türkiye gider! Türkçemize sahip çıkalım! Türkçe, “Turkche” olmasın!

Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi belirtmekten çekinmeyin :)