annemi kaybettikten sonra bazı şarkılar değişti. bazıları artık içimden hiç çalmaz oldu. bazıları ise sanki o günden önce var olmamış gibi… ya da ben o hâlimle var olmamışım gibi. yaşru’nun başka boyutta şarkısı da tam olarak öyle bir yerde duruyor. ne zaman dinlesem, içimde göğüs boşluğuna benzeyen bir sessizlik yankılanıyor. …
Devamını okuyun »Su, Hayatın Başladığı Yer
Dünyadaki yaşamın temel kaynağı, hayatın başladığı yer. Birkaç yağmur damlası bir araya gelip küçük su birinkileri, akarsular, göller, denizler, okyanuslar oluşturmuş. Bitkilere, ağaçlara, hayvanlara, insanlara; yaşayan tüm canlılara dokunmuş, hayat vermiş. Huzurun adı su. Bir akarsuyun şırıltısı, sahile vuran dingin dalgaların sesi; uzaklara daldığımız denizler. Bizi tüm dertlerimizden bir an …
Devamını okuyun »Sensiz 4 yıl, Anne…
Dört yıl olmuş sen gideli… Zaman ne de çabuk geçiyor değil mi? Oysa her saniyesi ağır ağır işleniyor kalbine. Zamanın her şeyi iyileştirdiği söylenir ama bazı yaralar, yalnızca alıştığımız bir boşluğa dönüşüyor. Bir insanın yokluğuna alışmak diye bir şey var mı, bilmiyorum. Belki sadece kabullenmek var. Ama kabullenmek, unutmak demek …
Devamını okuyun »Adın, İmkansız…
Uzağındayım karanlık zamanların. Yarınımın zamansız yollarındayım şimdi. Yumdum gözlerimi tüm girdaplara, acılarımı gözyaşlarımla süsledim hep. Sonrası yoktu kanayan yaralarımın. Yara bere içindeydi yüreğim. Belki unutabilseydim yüreğimin tam orta yerinde hüküm süren sancıların acısını. Dindirebilseydim içimde her anıma isyan eden o küçük adamın feryadını. Benim günahım neydi diyen pembesi solmuş masumluğumu …
Devamını okuyun »Hoşçakal Anne… (One Lost Goodbye)
Onun odasındayım… Hâlâ aynı koku… Her şey aynı… Beni, bizi bıraktığı gibi… Bana ait olan o kadar çok şey var ki, bakamıyorum bile… Başım yerde, göz ucuyla söylenenleri, keşkeleri dinliyorum… Her zaman konuşan, mantıklı bir şeyler söyleyebilecek ben hiçbir şey söyleyemiyorum… İçimden hiçbir şey gelmiyor, aklımdan hiçbir şey geçmiyor. Elim …
Devamını okuyun »1 Mayıs İstanbul’dan Kurtuluş Günü
1983 senesinin Şubat ayında, İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bir hastanede açmışım gözlerimi. Annem babam taşı toprağı altın diyerek 1980’de gelmişler İstanbul’a. Taşı toprağı altın değildi ama, hepsi çamurdu çocuk olduğum dönemde.
Devamını okuyun »Yine Sana Çalışmışım
Ne zaman ve nasıl yattığımı bilmediğim buz gibi yatağımda, bir kızın sözleriyle gözlerimi açtım. Yine aynı şarkıyı söylüyordu. Ve yine kulağımda kulaklıklar uyumuş kalmışım. Sabah uyanıp, kendime geldiğimde ilk iş olarak o şarkıyı bulmalı diyerek hayallere bıraktım kendimi, ayaklarımın altından akıp giden. Biri bitene kadar, bir yenisi başlıyordu…
Devamını okuyun »Kendim de Ben Oldum
Bir koltukta ben, diğerinde kendim… Türk kahvemiz orta şekerli, ortam biraz gergin… Göz gözeyiz ayna misali. Sessiz izlemedeyiz. Beden dili, enteresan. Farklı birbirimizden. Ben, omzum ona doğru, bacak üstünde bacak; kendim, kollarım birbirine kenetli, dudaklar mühürlü… Hadi ama koyulaşsın muhabbet!..
Devamını okuyun »Yaşamak Var Olmaktır
Buruk bir yalan yalnızlık… Yavaş yavaş eriyen bedenin kendine ait öfkesi sanki. Korkuyor dingin yaşlı, doğumundan sonra ölümüne yakın olmaktan. Bilmiyor ki saçlarını kendi ağartmış. Bilmiyor ki yumruklarını sıkarsa gücünü yeniden kazanacağını. Sadece ölüme daha yakınmış o kadar. Ve içine akıtmış zehrini. Gelmeyecek ve her zaman geleceğini bilmediği otobüsü beklemeye …
Devamını okuyun »Kapalı’da bir yerlerde
Hava kapalı… Ve ben nefes aldığım ormandayım. Yüreğimin haykırdığı uçurumda, ağladığım beşikteyim. Dirseğimi çürüttüğüm duvarda, toz toprak içinde kaldığım çocuk bahçesindeyim. Sesimin kısıldığı soğuk suda, bozuk para attığım sokaktayım. Ayıldığım küvette, bayrak salladığım asmalı balkondayım. Aşık olduğum bakkalda, kulağımın çınladığı 10 Kasım’dayım. Arkadan itilen kaydırak sırasında, doğduğum evdeyim. Titrediğim sevinçte, …
Devamını okuyun »
Önder Durmuş Önder'in Odası