İnsan, hüzünlü olunca sever gece karanlığını. İnsana sığınacak bir perde sunar. Gün ışığının yargılayıcı parlaklığı çekip gider, tüm sesler azalır ve insan kendi iç dünyasında yalnızlaşır. Hüzün bağırarak değil, fısıldayarak konuşur; o fısıltıları en net duyabildiğimiz yerdir gece karanlığı.
Kaçmak yerine kabullenmek içindir gece karanlığı. Yıldızlara bakıp, kendini sonsuz bir boşlukta küçük bir nokta olarak görmek bile insana tarifsiz bir huzur verir. Çünkü gecenin karanlığı bizi zayıf taraflarımızla barıştırır. Belki de bu yüzden gece insanı hem sarar hem de çıplak bırakır.
Geceyi seven insan, bir anlamda hüzünle dost olmayı öğrenmiştir. Ve belki de gecenin karanlığında en iyi görülen şey, insanın kendisidir.
Önder Durmuş Önder'in Odası