annemi kaybettikten sonra bazı şarkılar değişti. bazıları artık içimden hiç çalmaz oldu. bazıları ise sanki o günden önce var olmamış gibi… ya da ben o hâlimle var olmamışım gibi.
yaşru’nun başka boyutta şarkısı da tam olarak öyle bir yerde duruyor. ne zaman dinlesem, içimde göğüs boşluğuna benzeyen bir sessizlik yankılanıyor. bu dünyaya ait olmayan bir yerin, bir özlemin, bir kavuşmanın şarkısı gibi. ama öyle gözyaşıyla değil, kabullenmeyle örülmüş.
“belki sonra başka boyutta
sevdiklerimizle, başka bir formda
bilinçlerimiz kavuştuğunda
acılardan uzak bu sonsuzlukta”
bu sözleri duyduğumda gözümün önüne gelen şey, annemin artık bu dünya denen ağır enkazdan kurtulmuş hâli oluyor. artık dizleri ağrımıyor, artık hastane kokusu yok, artık “oğlum, su ver de içelim” diyen bir ses yok ama…
belki bir başka yerde, başka bir biçimde, sadece var olarak yan yanayız. acının, kaybın, bekleyişin olmadığı bir formda.
çünkü bu şarkı bir ağıt değil. bu şarkı, yeniden doğma ihtimalinin, yeniden buluşma umudunun şarkısı.
bazen düşünüyorum da; belki de “başka boyut” dedikleri yer, bir annenin yokluğuna alışabildiğin anın ta kendisidir.
betonlar, metrolar, ekranlar…
uykusuzluk, iş görüşmeleri, taksitle alınan koltuklar…
her şeyin sıradanlaştığı şu hayatta, bazı şarkılar başka bir boyutta yaşatıyor insanı.
yaşru, bu şarkısıyla başka bir evrene açılan yarayı hatırlatıyor.
ve o yara, her gece biraz daha az kanıyor…
Önder Durmuş Önder'in Odası