Sensiz 4 yıl, Anne…

Dört yıl olmuş sen gideli… Zaman ne de çabuk geçiyor değil mi? Oysa her saniyesi ağır ağır işleniyor kalbine. Zamanın her şeyi iyileştirdiği söylenir ama bazı yaralar, yalnızca alıştığımız bir boşluğa dönüşüyor. Bir insanın yokluğuna alışmak diye bir şey var mı, bilmiyorum. Belki sadece kabullenmek var. Ama kabullenmek, unutmak demek değil. Eksikliğin her gün hissedilirken, seni anlatacak bir cümle bile kurmak zor geliyor bazen.

Dört yıl oldu, ama sen hâlâ buradasın. Bir şarkının melodisinde, bir rüzgar esintisinde, bir sokaktan geçerken burnuma gelen tanıdık bir kokuda… Sesini zihnimde tekrar tekrar duymaya çalışıyorum. Küçük şeylerde seni buluyorum, bazen farkında olmadan söylediklerimde, yaptıklarımda seni görüyorum.

Belki de insan en çok sevdiklerinde yaşar, onların anılarında, onların yüreğinde… Onun sevgisi, sana kattıkları, paylaştığınız anılar… Bunlar yok olmaz. Gözlerini kapattığında duyduğun sesi, çocukluğunda sana söylediği sözler, seni büyütürken harcadığı emek… Hepsi benimle birlikte, hep var olacak. Eksilmeyen bir sıcaklık.

Hayat devam ediyor ama bazı eksiklikler hiç tamamlanmıyor. Keşke zaman bazı anları geri getirebilseydi. Keşke bir kez daha sesini duyabilseydim, bir kez daha sarılabilseydim. Ama biliyorum ki sen benden hiç gitmedin. Her zaman içimde, her zaman yanımda olacaksın.

Seni çok özlüyorum anne…

Buna da bakabilirsiniz

19 Mayıs: Bir liderin inancı, bir kulübün vizyonu, bir gençliğin mirası

19 Mayıs, bir milletin yeniden doğuşudur. 19 Mayıs 1919… Takvimde sıradan bir gün gibi görünse …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir