Mandalina ve Portakal Ağacının Hikayesi

Küçük bir mandalina ağacı varmış. Yanında da portakal ağacı dikiliymiş. Portakal ağacı sonradan dikilmiş yanına. Önceleri herkes mandalina ağacının başına toplanırmış. Çiçeklerini ayrı koklarlarmış, meyveye durduğunda ayrı sevinirlermiş. Portakal ağacı da hep hevesle izlermiş. Hep mandalina ağacını kendisine örnek alırmış.

Sonra bir bahar portakal ağacı çiçek açmaya başlamış. Bahçeyi baskın bir çiçek kokusu sarmış. Mandalina ağacı bile şok olmuş. İnanamamış o genç ağacın bu kadar güçlü koku salabildiğine. Herkes heyecanla portakalın başına toplanmış, mandalinaya dönüp bakan olmamış. Mandalina çok üzülmüş. Öyle her sene olduğu gibi çiçek açmış. Portakalın çiçeklerine bakmaktan kimse onun çiçeklerine bakmamış.

Sonra meyve vermeye başlamışlar. Portakalın meyveleri kocaman kocaman. Kendi meyveleri minicik kalmış. Üzülmüş… Ama toplama zamanı gelince, hiç fark etmeden ikisinden de toplamışlar meyveleri.

E mandalina sevinmiş tabii. Portakalın meyveleriyle kendi meyvelerini aynı tabakta görmüş. Yine evin küçükleri onun başına toplanmış. Ondan meyve toplamışlar, onun yapraklarını ellerinde kırıp koklamışlar.

Aradan 3 sene geçmiş. Bahçe sahibi farklı bir şehre gitmeye karar vermiş. Herkes ağaçların başına toplanmış, ikisiyle de vedalaşmışlar. Yeni bahçe sahipleri de ben buraya havuz yapacağım deyip, iki ağacı da kesmişler…

Herkesin kendisine özel bir güzelliği vardır, görmesini bilene…
Biri canını yakmak istiyorsa ister portakal ol ister mandalina nafile…

Buna da bakabilirsiniz

Anıtkabir, Bir Yapının Hikayesi

Bilindiği üzere Atatürk’ün ölümünün ardından naaşı geçici olarak Ankara Etnografya Müzesi’nde bir mezar yerine defnedilmişti. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir